KABLO TV NEDİR ?

 

KabloTV, dijital veya analog yayın yapan çok sayıda yerli ve yabancı televizyon ve radyo kanalını, interaktif sistemleri tek bir merkezde toplayarak, müşteri alıcılarının algılayabileceği şekilde modüle edilmesi sonrasında, fiberoptik ve koaksiyel kablo şebekeleri üzerinden yüksek görüntü ve ses kalitesinde evinize getiren çok kanallı bir TV sistemidir.

 

KabloTV, ülkemizde ve dünyada beğeni ile izlenen çok sayıda kanalı evinize taşır.

KabloTV, yüksek görüntü kalitesine sahiptir.

KabloTV sistemi, kötü hava koşullarından etkilenmez.

KabloTV sistemi, görüntü kirliliğine neden olmaz.

Rahat ve zahmetsiz TV izleme keyfini yaşatır.

KabloTV'de sürekli arıza ve bakım garantisi vardır. Abonelerin karşılaştığı sorunlar, herhangi bir bedel ödenmeksizin, arıza ekipleri tarafından giderilir.

Kablo şebekesi, sadece TV hizmeti anlamına gelmez. Aynı şebeke üzerinden internet ve VoIP gibi etkileşimli hizmetler de alınabilir. Böylece,belli bir ücret karşılığında, 7 gün 24 saat kotalı veya limitsiz internet hizmetinden de faydalanabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KABLO TV TARİHİ

Aya seyahatin (1969) ve Münih olimpiyatlarının (1972 yazı) dramatik görüntülerinin uydu aracılığıyla dünyanın hemen her tarafındaki bir milyara yakın izleyiciye ulaşması dünya kamuoyuna uydu teknolojisinin gücünü gösterdi ve ispatladı.

Ancak, 70’li yılların başlarında Jeosenkron haberleşme uydularının kullanımı çoğunlukla sadece telekomünikasyon (veri ve ses iletişimi) alanlarında idi. Bunun nedeni o zamanki teknoloji ile bir transponderin 20 bin kadar ses (telefon) görüşmesini taşıyabilmesine karşın sadece bir tek TV görüntüsünü taşıyabilmekle sınırlı olması idi. Bir de, o zamanlar sadece tek global uydu işletmecisi – INTELSAT – bulunmakta, ve o da sadece yerel telekom kuruluşlarına hizmet vermekte idi.

Nixon yönetiminin, özellikle de bu politikaları belirleyen hükümet dairesinin başkanı Clay Whitehead’ın sayesinde Açık Gökyüzü (Open Skies) politikasını benimsemesi ABD’nin ülke içi uydu işletmecilerinin önünü açtı.

1974 yılında fırlatılan Kanada’nın Anik1 uydusu TV yayınlarını geniş ülke coğrafyasını kapsayıp, ABD’ye de taşan gücüyle öncü oldu.

ABD’nin ilk yerli uydusu 1974 yılının 13 Nisan’ında fırlatılan WESTAR 1 oldu.

O sıralarda güçlükle ayakta durmaya çalışan New York’lu küçük bir kablo şirketi olan Home Box Office (HBO), Filipinler’in başkenti Manila’dan Muhammad Ali - Joe Frazier Dünya Ağır Sıklet Boks şampiyonasını canlı olarak Westar uydusundan yayınlamaya karar verdi. 30 Eylül 1975 tarihinde "Thrilla in Manila." Adıyla yayınlanan bu program bir ilk oldu.

 

Eylül 1975’de HBO’nun canlı olarak uydudan yayınldığı "Thrilla in Manila" ABD’de kablo endüstrisini sarsan bir olay olmuştu.

"Thrilla" yayınının sarstığı sadece boks maçı meraklıları değil, ABD’nin tüm kablo endüstrisi oldu. Çünkü, bu uydu yayını Bob Rosencrans’ın sahibi olduğu UA-Columbia Cable kablo şirketinin Florida’daki 10 bin’den fazla abonesi tarafından alınabilmişti.

Uydudan aktarılan bu ilk kablo yayını o kadar başarılı olmuştu ki Rosencrans, “Thrilla” yayınının ertesi gününden itibaren tüm kablo sistemlerinde uydu yayınlarını kullandı.  Kısa bir süre içinde de tüm Amerika’daki kablo sistemleri yayınlarını uydudan almaya başladılar.

Kablo programlarının uydudan dağıtılmasına hızla geçişin öncülerinden biri de Atlanta merkezli küçük bir şirket olan Scientific Atlanta’dan Sid Topol idi. Topol, kablo sistemlerinin uydu sinyallerini alabilmesini fizibıl hale getiren ilk 10 metrelik çanağı dizayn etti. (daha önce uydu programlarını alabilmek için 30 metrelik gerçekten “devasa” çanaklar gerekmekteydi.

Topol’un görüşmeye gittiği genç atılımcı TV şirketi yöneticilerinden biri de Ted Turner idi.

 

Ted Turner'in Atlanta’daki WTBS isimli TV istasyonu kablo üzerinden ABD’deki izleyicilerin çoğuna ulaşabilen bir “süper istasyon” haline gelince Turner artık kendi istasyonu CNN’i açmaya hazır hale geldiğini hissetti.

19 Kasım 1938’de Cincinnati, Ohio’da doğmuş olan Robert Edward Turner III’ün babası güneyli Central Outdoor Advertising Company isimli bir pazarlama şirketinde ücretli çalışmaktaydı.

Ted Turner ise erken yaşta Turner Advertising isimli kendi “billboard” pazarlama işini kurdu. Bu şirket oldukça başarılı oldu. Baba Turner ise Turner Advertising’i tüm güney ABD’nin en büyük Billboard şirketi haline getirdi.

Trajik olanı, Ted Turner 24 yaşındayken babası bir gün beklenmedik bir şekilde intihar etti. O sıralar Ted amerika'nın gözde okullarından olan Brown üniversitesinden (okula yatçılıkta bir şampiyonluk kazandırmış olmasına karşın, yurttaki odasına bir kadın aldığı için) atılmış, babasının yanına aile işine daha yeni dönmüştü.

Turner devraldığı işi metanet, esneklik ve soğukkanlılıkla yönetti, ve zor durumda düşmüş billboard reklam şirketini düze çıkardıktan başka, yeni konulara da girişti. 1970 yılında Turner, Atlanta'da bocalamakta olan bir UHF TV yayıncısı olan WJRJ

Daha sonra (TV yayın haklarından tasarruf etmek için) Atlanta Braves beyzbol takımını ve Atlanta Hawks basketbol takımlarını da satın aldı.

 

İşte o sıralarda (1976) Sid Topol, Ted Turner ile tanışarak kendisini uyduya çıkma işinin avantajlarına ikna ediyor. Yılda yaklaşık 1 milyon dolarla ülkedeki neredeyse tüm evlere ulaşılabileceği fikri Ted'e etkileyici geldiği için bu işe hemen girişiyor. Gerçi bir milyon doları da yok ama bu eksiklik onu daha önce de durdurmamış. (Söylendiğine göre Atlanta Braves takımını da hiç para veya hisse vermeden, finansman için takımın bankadaki hesabını kullanarak bir milyon dolara satın almıştı.)

Yasal bir engelle karşılaşmış. Amerika'nın telekom üst kurulu FCC (Federal Communications Commission) bir yayıncının aynı zamanda bir uydu servis sağlayıcısı olmasına izin vermiyor. No problem. Ted Turner bunun için adı Satellite Systems olan yeni bir şirket kurup, o zamanlar üzerinden yayın yapmak istediği Westar uydusunun işletmecisi olan Western Union şirketinin pazarlama genel müdürüne 1 dolar bedelle satıyor. Bu yeni şirket hem transponder hem de yer istasyonlarının finansman sorumluluğunu üstlenerek Turner'in şirketlerini sıkışmaktan kurtarıyor. Çünkü o sırada kendisi $20,000 dolardan hisse satarak gerekli bir milyon doları toparlamakla meşgul.

Gerekli izin teftişleri, onaylar v.s. güçlüklerden sonra Turner'in WTCG-TV 'si sonunda Satcom 1 uydusundan 17 aralık, 1976 tarihinde yayına başlayabiliyor. Kapsama alanı amerika'nın bir kıyısından öbürüne uzanmasına karşın başlangıçta satışı oldukça güç oluyor. Çünkü WTCG-TV'nin yayınları aslında yerel içerikli, ancak Turner'in yenilmez pazarlamacılığı sonunda galip geliyor ve 27'den fazla eyaletteki kablo yayınlarına kanalı satmayı başarıyor. .

Yerel bir istasyonu alıp ülke çapında yayınlamaya başlamak, gerçekten sadece Ted Turner'in başarabileceği kadar güç bir iş. (Turner daha sonra kanalın adını "Superstation(süper istasyon)" yapıyor.). Yine de hayatının en büyük kumarı, yani taç giymesini sağlayan bu değil. 1 Haziran, 1980 tarihinde Turner daha önce hiçbir yerde denenmemiş bir kavram olan -- 24 saatlik haber kanalı -- kavramını yürürlüğe sokuyor. Bununla da o zaman kurulu yerleşik durumda olan üç büyük ulusal yayıncının karşısına rakip olarak çıkıyor. Cable News Network ya da bilinen adıyla CNN gerçekten yayıncılıkta devrim yaratmıştır. Şirket çalıştığı ilk iki yılda zarar etmiş, ancak üçüncü yılında tapi geliyor ve kara geçmeye başlıyor. Daha sonraki büyük haber yıllarında yani Challenger faciası, TienAnMen meydanı olayı ve 1991 körfez krizi yıllarında kanal şahlanıyor. CNN "esas" uluslararası haber kanalı haline gelmiş ve böylece Ted Turner da en bilinen Medya Kralı ünvanını kazanmıştır.

Turner'in kablo yayınlarını uydudan taşıma yolunu açmasıyla diğer bazı yayıncılar, örneğin Discovery Channel'i kuran John Hendricks, de bu işe girişti. Böylece kısa sürede kablo TV dünyası Showtime, USA, Disney Channel, MTV gibi çok sayıda güçlü yeni kanalla doldu taştı. Yeni program seçeneklerinin ortaya çıkması kablo yayıncıları için yeni program paketlerini ve yeni gelir kapılarını ortaya çıkartı. Derken film, belgesel, hatta eski televizyon dizilerinin dağıtımı için yeni bir dağıtım ortamı olarak doğrudan eve yayıncılık yani Direct-to-Home (DTH) ortaya çıktı. Bu şekilde "parasını ödeyenin izleyebileceği" premium sıradışı yayın buketleri hem kablodan, hem de doğrudan uydudan izlenebilir hale geldi.

Turner'i sadece başarıyı yakalamış sıradışı bir işadamı olarak görmek hatalı olur.

ABD kablo endüstrisinin tarihi üzerine bir kitap yazan Thomas P. Southwick, bakınız Turner'i nasıl tanımlıyor.

"Ted Turner bir iş adamı gibi değildir, daha çok Hale-Bopp ya da El Niño gibi bir tabiat olayına benzer".

Ancak, kuşkusuz uydu haberleşmesi gibi bu tür teknoloji güdümündeki bir endüstrinin bütünü ele alındığında esas rol oynayan kişiler iğneyle kuyu kazar gibi örüntüyü tamamlayan teknik insanlar, bilim adamları ve mühendislerdir. Yine de teknoloji kendi başına her zaman insani, sosyal ve ekonomik gelişmeye yol açan tek etken değildir. Hiç mümkün görünmeyeni başarmak ve teknolojinin bir üst seviyeye taşınabilmesini sağlamak için çoğu zaman ısrarlı ve vizyon sahibi kişilerin güçlükler karşısında ısrarlı çabaları ve mücadeleleri de gerekir.

 

Ted Turner böyle bir kişiydi ve iyi ki tek de değildir, ayni kandan daha pek çoğu arkasından gelmektedir.

 

kaynak : www.uydutvhaber.net

 

key@key.com.tr