KEY

İçeriğe git

Ana Menü

Ses Kayıtçılar

Teknik Bilgi > Ses

Yıllar boyunca Film ve video için ses kaydında en çok kullanılan temel alet, Nagra bant kaydedicidir. Nagra belgeselciler ve uzun metrajcılar tarafından 30 yıl boyunca kullanıldı. Nagra sözcüğü Leh dilinde “kaydeder” anlamına gelir. 1960′lı yıllarda İsviçre’de Polonyalı mucit Stephan Kudeleski tarafından icat edilmiştir.
Ancak, günümüzde “Sayısal Kayıtçılar” küçük olmaları, hafif malzemeden yapılmaları nedeniyle sinema ve video endüstrisine yüksek kalite sunduğundan endüstri standardı haline geldi.
Çekimlerde çok çeşitli kayıtçılar kullanılmaktadır. Bunlar:
• DAT gibi kaset formatları
• Nagra D gibi makaralılar
Sabit diske kaydediciler
Hareketli parçası olmayan (SSD) hafıza kartlarına kayıt yapan yonga temelliler
• Mini Disk (MD) gibi manyetik optik sistemliler sayılabilir.


Makaralı Nagra kayıt cihazı

DAT (Digital Audio Tape)
Dijital manyetik ses depolama ortamıdır. DAT’lar 1987′de piyasaya çıkmıştır. İki türü vardır. DAT ve R-DAT
DAT’a 2 kanal (stereo), R-DAT’a ise 4 kanal (quad) kayıt yapılabilir. DAT kasetinin boyutları 73×54x10,5 mm’dir. İçinde 4 mm eninde manyetik band bulunur. Kayıt süresi, 15-100 dk’dır. 120 dk’lık bir kasetteki bandın uzunluğu yaklaşık 60 m’dir. 60 m’den uzun bantlar çoğu cihazda problem çıkardığı için 120 dakikadan yukarısı fazla kullanılmaz.
Dijital veri, banda sıkıştırılmadan kaydedilir. Bundan dolayı bir DAT kasetinin bütün kopyaları aynı kalitedir.



DAT kasetleri


DCC ve MD’de olduğu gibi kopyalama sırasında kayıp yaşanmaz.

Manyetik Bantlar
İnce ve özel bir tabana sahip olan manyetik bantlar daha çok polyesterden imal edilmektedir. Bantların kalınlığı 25-35 mikron, enleri ise 6,5 mm’dir. Uzunlukları da yaklaşık 200-600 m arasında değişmektedir.
Manyetik ses kaydına uygun olan malzemeler “demir oksit (Fe2O3)” ile “krom di oksit (CrO2)”tir. Plastik şeritlerin üstüne kimyasal maddelerle karıştırılarak lake haline getirilmiş bu ferro magnetik malzemelerden birisi sürülür. Karışımın kalınlığı yaklaşık 10-15 mikron arasındadır. Sürülen bu magnetik örtü tabakası (magnetic coating) içerisinde çok ince manyetik demir oksit veya benzer özellikli bir maddenin partikülleri vardır. Bandın kalitesini belirleyen ana etken, ferro magnetik partiküllerin şekil ve boyut itibarıyla çok ince ve homojen olup olmamasıdır. Yani magnetik bandın mıknatıslığını oluşturan oksid tabakasının kalınlığı ve niteliği, teyp cihazının frekans karakteristiği doğrudan belirlenir. Oksit tabakasının kalınlığı band boyunca aynı kalınlıkta değilse, bu durum teyp frekans karakteristiği üzerinde yaklaşık 8 desibellik tepeliklere ve çukurluklara yol açabilmekte bu da sesin kalitesini doğrudan etkilemektedir.
Banda sürülen ferromagnetik malzemenin farklılığına göre bantlar,


• Normal (tip I)
• Krom / CrO2 (tip II)
• Metal
olarak üçe ayrılır.

Günümüzde kullanılan bandların çoğunda demir oksit partikülleri kullanılır. Profesyonel amaçla üretilen bandlarda ise krom dioksit partikülleri kullanılır. Krom Dioksit partikülleri sert yapılı olduklarından, sinyalleri demir oksit partiküllerine göre daha fazla ve daha iyi geçirir. Yani magnetik geçirgenlikleri (permeabiliteleri) daha yüksektir.

Makara Banda Ses Kaydı
Film, televizyon ya da radyo yapımlarının ses bilgisinin depolanması, sayısal kayıt için diskler çıkıncaya kadar, manyetik ses bantları kullanılmıştır. Profesyonel standartlara uygun olarak seçilmeyen bantlara yapılan kayıtlarda, ses seviyelerinde dalgalanma, yüksek frekansların alınmaması ya da dinamik alanın sınırlanması gibi sorunlarla karşılaşılır.




Ses bandı ince parlak bir şerittir; çok küçük demir oksit parçacıklarını içeren yüzey ve bu demir oksit parçacıklarının üzerinde bulunduran plastik bir tabaka ve manyetik dalgaların etkileyemediği bir alt kaplamadan oluşur. Bazı bantlar demir oksit kaplama yerine krom dioksit ya da saf metal kaplama yüzeyine sahiptirler.
Küçük parçalardan oluşan kaplama yüzey bir ses kayıt kafasının önünden geçerken, kayıt kafasına gelen ses sinyalinin belirlediği elektromanyetik alana göre belirli bir düzene sokulur. Silme kafası (erase head) da düzenlenen bölümleri bozar.




Ses bandının manyetize edilmemiş (a) ve manyetize kutupsal akışı (b)


Plastik yüzey ve taban polyester ya da selüloz asetattan yapılabilir. Asetat ile karşılaştırıldığında polyester daha sağlam, sıcaklık ya da nemden çok az etkilenen bir yapıdadır. Ancak polyester çok kullanımda esneyebilmektedir; asetat bu bakımdan daha dayanıklıdır.
Manyetik ses bandının iki fiziksel boyutu kalınlık ve genişliktir. Bandın kalınlığı bir makara üzerine bandın ne kadar sarılacağını, ne kadar sürede okunacağını ve bandın katmanı üzerindeki manyetik alanın bitişik katman üzerindeki manyetik alanı ne kadar etkileyeceğini belirlemeye yardımcı olur.
Genellikle bant kalınlıkları 1,5, 1 ve 0,5 mil (1 inç’in binde biri; 0,0254 mm) dir ve bu ölçüm plastik yüzeyden alınmıştır. Profesyonel yapım ve yayınlarda kullanılan bant kalınlığı 1,5 mil’dir. Bunun iki nedeni vardır, olası buruşma, kopma uzama ya da esnemeler için dayanıklı olması ve “print-through” olayını önemli ölçüdeazaltmasıdır.
Çok izli ya da kanallı kayıtlar önceleri 2 inç, sonra 1 inç ve çok izli kayıt teknolojisi gelişmelere bağlı olarak günümüzde ¼ inç genişliğindeki bantlara yapılmaktadır. Genelde bandın genişliğini, hemen hemen kaplayan mono (tek iz) ve stereo (iki iz) kayıtlar için ¼ inç bantlar kullanılmaktadır.



Makara bantlı ses kayıt cihazı

Kaset Banda Ses Kaydı
Kaset bant ebatlarının küçüklüğü (makara bantlara göre), hafifliği ve taşınabilirliği nedeniyle son derece güvenli olarak her yerde kullanımını olanaklı kılmıştır. Makara bant formatıyla kıyaslandığında özellikle yüksek hızlarda (15 ips ya da 30 ips) kasetin niteliği daha düşüktür. Ancak, nitelikli kaset bantlar ve profesyonel kaset bant kayıt cihazları yapım ve yayınlarda kullanılmaktadır.
Kaset bant kayıt cihazlarının orta derecede ses niteliğine sahip olmalarının bir nedeni de bandın boyutlarıdır. Çoğu kaset bantlar ½ ya da ¼ mm kalınlığında ve 0,15 inç genişliğindedir. Oksit kaplama derecesi göz önüne alındığında, iz genişliği ve kabul edilebilir bir sinyal gürültü oranında güçlü bir çıkış sinyali elde etmede gerekli sabite ya dadeğişmezlik için, yeterince yüzey genişliğine sahip değildir. Buna benzer sorunları gidermek için, bazı kaset bantlar krom dioksit, kobalt ya da saf metal taneciklerinden imal edilmektedir. (Tüm kaset bantların arka yüzeyleri polyester kaplıdır.) Kaset bantlar 45, 60, 90 ya da 120 dakika uzunlukta ve bandın her iki kenarı da kullanılmaktadır.
Profesyonel yapım ve yayınlarda kaset bant formatını sınırlayan üç sorun vardır:
Nispeten daha az ses niteliği, kurgu yapmadaki güçlük ve  “cue” noktalarını yerleştirmedeki zorluklardır. Profesyonel ses niteliğine yakın özelliklerin eklenmesiyle yayın koşullarında kullanılabilen kaset bant kayıt cihazları geliştirilmiştir. Ses niteliğini yükseltebilmek için 3,75 ips’de kayıt ve okuma yapabilen kaset bant kayıt cihazları olsa da radyo istasyonlarının müzik yayınında 1 7/8 ips hıza sahip kaset formatı yaygın olarak kullanılmaktadır.



Portatif Makara Banda Ses Kaydı
Genellikle film yapımlarının seslerini kaydetmede kullanılan portatif makara bantlı ses kayıt cihazları hafif, küçük ve kendi iç batarya sistemi ile çalışacak şekilde tasarlanmıştır.
Çoğunlukla dış çekimlerde kullanılan bu ses kayıt cihazlarının dayanıklı ve sağlam olması çok önemlidir.
Sayısal ses kaydı gerçekleşinceye kadar hemen hemen tüm film çalışmalarında “Nagra” ses kayıt cihazı kullanılmaktaydı. Nagra bu yeni gelişmeler karşısında kendini yenilemiş, aynı formatta (1/4 inç banta) hem örneksel (analog) hem de sayısal kayıt yapabilen “Nagra D” formatını piyasaya sürmüştür. Nagra’ya özgü “pilot-tone” senkronunun yerini artık zaman kodu (time-code) almıştır


Nagra ses kayıt cihazı


Film çekimlerinde görüntü ve ses ayrı olarak kaydedilir. “İkili sistem” olarak adlandırılan bu yöntemde, çekimler sırasında kaydedilen ¼ inç makara banta sesler görüntü ile eşlenebilmesi için aynı formatta olması gerekir. Bu nedenle film formatına (16 ya da 35mm) bağlı olarak sesler perfore banta aktarılır. Burada iki sorun vardır: Çekim sırasında ses kayıt cihazının film kamerasıyla senkronize dönmesi ve ses kayıt cihazından perforeye seslerin aktarımında ses kayıt cihazı ile perfore kaydının senkronlu çalışması.
Film kamerası ile ses kayıt cihazının eş zamanlı ya da senkronlu çalışabilmesi içinbazı yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerden birisi olan kablolu senkronizasyon yönteminde, film kamerası bir senkron sinyali (palsi) üretir ve bir kablo vasıtasıyla bu sinyal ses kayıt cihazına taşınarak, ses bandı üzerine kaydedilir. Bu sistemin sakıncası, kamera ile ses kayıt cihazının kablo mesafesi kadar yakın ve birbirine bağımlı çalışmasıdır.
Yaygın olarak kullanılan diğer senkron yönteminde, bir kabloya ihtiyaç duymadan, kendi içerisindeki kristal osilatörden senkron sinyalini üretmesi ve kaydetmesidir. Kristal bir osilatör tarafından üretilen sinyalin, frekansının değişimi ya da bozulması zordur. Böyle bir sistemde cihazlar istenilen serbestlikte ve senkronlu çalışabilirler.
Film çekimlerinde senkron için genellikle ses ve görüntü kaydına başlamadan önce senkron tahtası kullanılır.


Senkron tahtası/klaket (clapslate-clapperboard)


Senkron tahtasının sesi ve görüntüsü her çekim öncesinde, kamera ile ses kayıt cihazına hem görsel hem de işitsel olarak kaydedilir. Ancak bu yöntem zaman kodlu ve sayısal ses kaydının çıkmasıyla artık  kullanılmamaktadır; senkron tahtası üzerinde zaman kodlu rakamlar (digitler) ve yapım bilgileri yer almaktadır ve senkron sesine gerek duyulmamaktadır.

Mikserler (Ses Kontrol Masaları)
Yayın amaçlı mikserler, yapımda kullanılan mikserler kadar ayrıntılı olmayabilir.

Mikserlerin temel görevi, farklı elektronik cihazlardan  gelen ses sinyallerini üst üste bindirmek gerektiğinde bu seslerin üzerinde istenilen değişimleri yapmaktır.




Mikserlerin temel işlevleri şöyledir:


• Seslerin seviyelerini yükselterek veya düşürerek ayarlamak
• Sesleri birleştirmek
• Seslerin frekanslarını dengelemek
• Sese herhangi bir özel efekti eklemek
• İşitsel çerçeve içerisine sesleri yerleştirmek
• İşitsel perspektifi kurmak ya da yapay bir akustik uzay yaratmak
• Miks yapılacak medyanın frekans ve dinamik alanları içerisindeki tüm işitsel bilgileri korumak

Mikser girişlerinde empadans uyumsuzlukları yaşanmaktadır. Mikser girişlerine teyp, CD player gibi aygıtlar bağlanabilir. Değişik marka ve yapılardaki cihazların farklı empedanslarının oluşu uyum sorununu beraberinde getirir. Empedans: Elektronik bir değerdir. Cihazların daha verimli çalışabilmesi için, devrelerinin birbirleri ile bağlantılarının elektronik bakımdan uyumlu olması gerekir.

Mikserler genelde iki grupta toplanabilir,

• Yayın amaçlı (broadcast mixer)
• Yapım amaçlı (post-production mixer)

Ancak bu ayrımın dışında da dış çekim mikserleri, müzik kayıt mikserleri, DJ mikserleri vb. bulunmaktadır.
Mikserler ister basit, isterse de kompleks olsun aynı teorik ilkelerle çalışırlar.
Genelde mikserlerin üç temel sistemi vardır.

1. Giriş (input)
2. Çıkış (output)
3. Dinleme (monitör)

Giriş Bölümü
Profesyonel ses mikserlerinde mikrofon (mic) ve cihaz (line) olarak farklı seviyelerde iki giriş bulunur.  Mikrofondan gelen sesin seviyesi cihaz çıkışlarından gelen (line) sesin seviyesinden daha düşüktür. Bu zayıf sinyallerin yükseltilmesi için, mikserdeki ilk birim ön yükselteçtir (pre-amp). Ön-yükselteç devresindeki ayarlı direnç olarak tanımlanan bir”patansiyometre”nin (pot) yardımıyla seslerin seviyeleri ayarlanır.
“Pot”un temel işlevi ses seviyesini yükseltmek ya da  indirmektir.


 
Pot ve Fader


Giriş bölümünde ayrıca “fader” da bulunmaktadır. Pot bir eksen etrafında dönerek ön-yükselteç devresinin girişinde, fader ise bir düzlem üzerinde aşağı-yukarı kayarak, hareket ederek ön yükselteçten gelen sinyalin seviyesini kontrol etmek için giriş bölümünün çıkışında bulunur.

Mikser girişinde, mikrofonların dışında, profesyonel ses cihazlarından gelen ses girişlerinde -line- bulunur. “Line” seviyeli ses cihazlarının çıkış ve giriş seviyeleri “sıfır seviyesi” olarak tanımlanan bir standarda sahiptir.

“Line” seviyeli ses cihazlarından gelen ses sinyallerinin seviyeleri mikrofonlardan daha yüksek olması nedeniyle mikser girişinde ayrı ön-yükselteçlerde toplanır.
Giriş bölümünde ses sinyalinin frekansını ayarlamaya bas, orta ve tiz olmak üzere yarayan “equalizer (EA)”, genellikle ses efekt vermede kullanılan yardımcı çıkış (send ya da Aux), işitsel çerçeve içerisine sesleri yerleştirmeye yardımcı olan “PAN” (sesleri sağ, orta yada sol kanalda toplamaya yarar), kanalın sesini çıkışa gönderen “mix” ve kanalın sesini bir gruba göndermeye yarayan “grup” anahtarları bulunmaktadır.


Mikserin blok şeması


Çıkış Bölümü
Çıkış hattı üzerindeki sesler elektriksel olarak birleştirilir. Değişik ses kaynaklarından gelen ses giriş bölümünde işlendikten sonra tek ya da iki ayrı çıkışta (stereo) toplanması için iletilirken, seviyelerinde kayıplar olur. Kanallardan gelen seslerin toplandığı hat üzerinde bir yükselticiye ve toplam seviyenin kontrolünü sağlamak için bir “fader”a gereksinim duyulur.

“Master fader” olarak adlandırılan bu fader toplam seviyenin ayarlanmasına yardımcı olur.

Toplam sinyal seviyesinin “monitör” bölümünde yalnızca dinlenmesi yeterli değildir.
Bu sinyaller standart seviyenin üzerinde ise kanal çıkışında bozulmalara (distorsiyon) neden olur. Sinyaller zayıf olduğunda da gürültüye yol açar. Çıkıştaki sesi dinleyerek güçlü ya da zayıf olduğuna karar verilemez. Bu nedenle mikser çıkışındaki ses yoğunluğunu elektriksel değerini ölçebilen VU-Meter (Volume Unit Meter) ya da PPM (Peak Program Meter) gibi aletler, ana fader’ın çıkışına bağlanır. Böylece toplam ses sinyali seviyesi ölçülür.



VU Meter


VU-Meter (Volume Unit Meter) : Yalnızca ses seviye ölçümlerinde kullanılır.
PPM (Peak Program Meter): Ses yoğunluğunu ya da seviyesini ölçmede kullanılan diğer bir araç da PPM’dir. PPM ses seviyesinin ortalama değeri yerine sinyalin en uç ya da tepe değerlerini (peak) gösterir


PPM ses seviye göstergesi

Dinleme Bölümü (Monitör)
Miksere gelen ve mikserden çıkan seslerin işitildiği kısma, dinleme (monitör) bölümü denir. Ana fader üzerinden bir çıkış alıp, bunu da hoparlöre bağlamak yanlıştır. Çünkü ana çıkış (main mix) kayıt ya da yayına giderken seviyesine dokunmaksızın, stüdyo içi ya da kontrol odasında seslerin istenilen seviyede dinlenilmesi sağlanmalıdır. Bu sorunu gidermek için, ana fader çıkışı öncesinden alınan ses sinyalleri ayrı bir yükselteç ve “pot” a ve oradan da hoparlörlere dağıtılır. Bu dağıtma işlemi çok basit ya da ayrıntılı olarak düzenlenebilir.



Dinleme bölümü


Programlanabilir mikserlerin dışında, tüm miks işlemlerini, kaydı ve kurguyu yapabilen bilgisayar yazılımları kullanılmaya başlanmıştır. Tamamen sayısal formatta miks yapabilen bu yazılımlar, sayısal mikserler, ses iş istasyonları televizyon ve film uygulamalarında  hızla  yerini  almaya başlamıştır.  Tek  sorun  format  seçiminde yaşanmaktadır; ancak, bu sorun da yakın gelecekte aşılacaktır.

İçeriğe Geri Dön | Ana Menüye Geri Dön